Menekşelendi sular...

18 Ekim 2008 Cumartesi

Bazen kaybolmak isteriz,tanınmadan ve kimseyi tanımadan..
Adını duyduğunuz ama hiç gitmediğiniz kentleri keşfetmek arzusu dolar içinize.
İş güç gönül sıkıntılarını bırakıp aslında yaşadığınız kentte.
Hiç yaşamadığınız bir kentin sokaklarında herşeyden uzak,kaybolmak...
Belki keşfetmek duygusuydu,belkide iyice bunaldığım bir anı dondurup rahat bir nefes alabilmek ihtiyacıydı beni yollara atan.
Bütün kentin üstüme üstüme geldiği bir haftasonu ben başka bir kentin üstüne üstüne gittim.Adını duyduğum,tarihi bir kentin sokkalarına atacaktım kendimi.
Tarihin sayflarını aralar gibi bende sokaklarında izler arayacaktım.
Güneşli bir cumartesi günü çıktım yola.
Edirne'ye gidiyordum.
İmparatorluğun başkentlerinden birisiydi.
Muhteşem yapı Selimiye camiini görmek ve milli sporumuz güreşin bir nevi tacı kırkpınar meydanını keşfetmekti amacım.Modern hayatın nimeterinden otoban sayesinde tahmin ettiğimden kısa bir sürede ulaştım menzile.Biryerlerde okumuştum,Edirne'ye vardığını uzaktan gülümseyen Selimiye camiinden anlarsın diye...Hiçte öyle olmadı.İlk gördüğüm bina kocaman,kırmızı bir hastane binasıydı.Trakya üniversitesi tıp fakültesi hastanesi olduğunu öğrendiğim bina bir kentin girişi için çok anlamsızdı.Tarihe meydan okuyan Selimiye camiisi uzaklardan gülümserken,kırmızı bir damla gibi yol kenarında duran bina.Hastaneler kırmızı olmamalı.
Tarihe ait pek az iz buldum Edirnede.Selimiye camisi,birkaç köprü,osmanlı rus savaşında mahzenindeki cephaneler düşman eline geçmesin diye kendi ellerimizle havaya uçurduğumuz Edirne sarayı kalıntıları ve ıssız gözden uzak heykellerle süslü kırkpınar meydanı.Oraya kırkpınar meydanı denmiyormuş bunu öğrendim.Edirne'de kime sarayiçi deseniz burayı anlarmış.Herhalde az evvel bahsettiğim saraya ait bir yerdi burası.güreş alanının yanında kanuninin meşhur kanunlarını kaleme aldığı bir kule bugünde mevcut görebilirsiniz.
Ve elbette tarihin acı sayfalarını gözlerimizin önüne getiren şehitlikler.İmparatorluğun balkanlardan uzak düşüşünü hatırlatan birer abide gibi,herbiri kahramanca ve tüm varlığını vatan uğruna feda ederek toprağa düşen askerlerin hatırası.Gönülden okuduğum bir fatiha ile selamladım kahramanları...

Hem tarihe uzak düştüğünü farkettiğiniz,hemde her aıdmda tarihi koklayabildiğiniz ilginç bir kent,Edirne.DÜmdüz bir ovada kurulu olan kentin en yüksek tepesi buçuktepe ismiyle anılıyor.bu tepenin ziresinde kent mezarlığı ve şükrüpaşa anıtı yeralmakta.Tv vericileri içerisinde ilginç görünüyor bu mezarlık ve kentin en yüksek noktasında olmasıda ilginç.
İşe bunlar gördüklerimizden bir kesitti.Edirneye gittiğiniz zaman mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden bahsedelim birazda...Öncelikle tava ciğerden bahsetmek gerekli.Tava ciğer karaciğerin özle bir usulle şeritler halinde kesilmesi,una bulanarak çok kızgın yağda kızartılmasıyla servise hazır hale geliyor.Bana nedense döner dilimlerini hatırlattı.yanında soğan,acı sos ve kurutulmuş biberin kzıartılamısyla hazırlanan kuru biber sunuyorlar.Bu kuru biberi tüketirken oldukça dikkatli olun.İştahı acıyor ve adeta cips yer gibi yiyesiniz geliyor.Ben on tane kadar yemişim,günün kalan kısmı elimde litrelik su şişesiyle dolaştım.Oldukça lezzetli ve susatan bir lezzet.Ben ciğer sevmem diyorsanız gidin bir deneyin derim.Yine aynı şekilde helva tüketiminin yüksek olduğu bir kent Edirneyerel markaları rahatlıkal tercih edebilirsiniz,size özel ürünlerininde sunacaklardır.Peynir konusunda eski ününü kaybetmiş gibi olsada Edirnede peynir adına yerel markalar tercih edilebilir.İki tane tarihi çarşısı var Edirne'nin.Tarihi arasta çarşısı ve alipaşa çarşısı.Arasta çarşısında Edirneye özgü otantik ürünler bulabilirsiniz.Ali paşa çarşısında ise 3 dükkan gördüm otantik ürün satan.
Bütün bunları tam birgün içerisinde keşfettim.hiç değilse birgün hayatın rutin koşturmasından uzakta bir yerli turist hafifliğinde yaşamış dönüşe hazırlanıyordum.MEşhur Eski camii ile selimiye camii arasında kalan bir cafede bazı dostlarımla buluştum.Onlarla sohbet ettim.Gece Bu sınırkentinin üzerine düşerken.Işıklandırılan camiler tüm ihtişamı ile bana 'unutma bizi yine gel emi 'diyorlardı.İşte geçen yazıda bahsettiğim meşhur Edirne yazısı bu.Birgün yine gideceğim,yine aynı heyecanla dolaşırmıyım o sokaklarda bilmiyorum ama bu defa daha ayrıntılı bir şekilde keşfedeceim bu kenti.

Hiç yorum yok: