
Sabah uyansam,traşımı olsam.Kahvaltıdan sonra ellerim cebimde, bütün kent gri bir koşturmaca içindeyken, ben inadına bir çınaraltı sakinliğinde çayımı içsem, gazete okusam.
Hiçbirşey umurumda olmasa.Ne faturalar ne kalp ağrıları nede hayatın ufak telaşları.
Bir çınar yaprağı düşerken yere bende kalksam masadan kuru bir çınar yaprağı hüznünü kalbime alıp,ellerim cebimde ıslıkla bir şarkı çalsam.
Keşke bir sabah bunu yapabilsem.Ama biliyorumki olmayacak.Hayatın o müthiş dişilileri dönmeye devam ederken vakit yok küçük zaman hovardalıklarına...
Yine her sabah uyanacağız,yine trafiğe karışacağız.Kahvaltı mı oda ne? Yoldan alınan bir iki poaça, şanslıysak sıcak bir simit.Telaş içinde bütün gün yere düşmemek için koştururken bileceğizki; bir çınaraltı kahvehanesinde bir çınar yaprağı yere düşecek ve yere düştüğü için hiç gocunmayacak.Belki biraz hüzünlenecek aklında baharın ve yazın masmavi gökyüzü günleri,toprak olana dek savrulacak savrulacak gidecek....
1 yorum:
bende bır sabah, ıstedıgım kadar uyuyup, uyanınca ıstedıgım kadar yataktan cıkmasam. tv kumandasını alsam elıme, yanımdada laptop um olsa, mıskın mıskın gecırsem bır gunumu.. boyle bır gun gecırmeyelı yıllar oldu heralde..yanı hatırlayamıyorum bıle.
gazetelere baksam kahvemı ıcsem. telefon calmasa. yemek yapmak zorunda olmasam. ertesı gunu dusunmesem..
Yorum Gönder